Yason Kilisesi Perşembe

Yason Kilisesi Perşembe
Yason burnu ülkemizde Karadeniz bölgesinde Ordu ilimizin Perşembe sınırları içerisinde sahilde yer almaktadır. Yason burnu doğal güzelliğini koruyan nadir yerlerden biridir. Böyle nitelendirmemizin sebebi bu yerin çok fazla bozulmamış olması, evlerle dolu sahil yerlerinden faklı, sade, hoş ve el değmemiş şekilde günümüze ulaşmasıdır. Burada deniz bir harika ve havuz gibi desek hiç de abartmış olmayız. Burnun her iki tarafı denize girmeye müsait. Ancak buraya gelen ziyaretçilerin ilk uğrak noktası burada bulunan yapımı 1868’lere dayanan eski kilise. Klonlama Bu kilise koruma altında olan, görülmeye değer küçük bir kilisedir. Günümüzde kullanılmayan ancak tarihi eser olarak gezebileceğiniz Karadeniz’deki ender yerlerden biridir. Karadeniz’de önceden yaşayan Rumlar nüfus mübadelesinden önce bu kiliseyi faal olarak kullanırmış. Kilise sahipsiz kalınca, harabeye dönünce Ordu’da 2004 yılında vali olarak görev yapan Kemal Yazıcıoğlu döneminde restore edilmiş ve bu yer tarihi mekan olarak ziyarete açılmıştır. Ordu turizmine katkı sağlayan bu kiliseye giriş ücretsizdir.
Yason Kilise’si Karadeniz Bölgesi’nde deniz kıyısında bulunan tek kilise olma özelliğini taşımaktadır. Bu küçük kiliseden başka kıyıda başka kilise yoktur.
Bu yazımızda Yason kilisesinin adının nerden geldiğini anlatacağım. Bu kilise adını eski bir hikayeden alır. Kiliseye adını veren hikayenin adı Altın Postlu Koç’tur. Yunanistan’da bulunan Teselya’da hüküm süren İolkos krallığının hükümdarı Aison yaşlanınca ülke yönetimini kardeşi Pelias’a bırakmak ister. Pelias görevi seve seve kabul eder. Yıllar sonra, tahtı bırakan İolkos’un oğlu İason (Yason) büyüyünce amcasına devredilen yönetimi tekrar geri almak ister. Amcası Pelias, İason’un kral olmasını istemediği için yönetimi İason’a vermek istemez. Ancak Pelias bu durum karşısında kurnazca bir plan düşünür. İason’a başaramayacağı bir görev vererek onu saf dışı bırakmak ister. Hatta İason’un vereceği görevden geri dönemeyeceğini zanneder. Pelias, İason’a Gürcistan’a gitmesini ve orada bulunan altın koç postunu Teselya’ya getirmesini ister. Bu, çok uzun, zorluklara dolu bir görevdir.
Az sonra hikayemize geri döneceğim, yalnız ondan önce kısaca, Altın koç postunun hikayesini size anlatayım; İolkos halkının atası sayılan Kral Athamas döneminde yaşanmış bir olay bize altın post hakkında bilgi veriyor. Kral Athamas evlenir ve iki çocuğu dünyaya gelir. Bir süre sonra karısı ölür ve karısının ölümünden sonra tekrar evlenmek ister. Evlendiği kadın, çocuklara üvey annelik yapmak istemez ve bir plan yaparak çocuklardan kurtulmak ister. Bunun için Delphi tapınağında bulunan kahini para vererek ayarlar. O sıralarda ülkede görülen büyük kuraklık sebebiyle büyük bir kıtlık yaşanmaktadır. Kahin, üvey anneden aldığı rüşvetin karşılığı olarak bu kuraklığın ve kıtlığın sebebinin bu iki çocuk olduğunu, eğer bu çocuklar tanrılara kurban edilirse kuraklık ve kıtlığın sona ereceğini söyler. Bunu duyan kral önce bu fikre karşı gelir ancak ülkesinin geleceğini düşünerek kahinin dediklerini yapmaya çaresizce karar verir. Kral çocuklarını kurban edilmeleri için verir. Çocuklar kurban edilmeye götürülür, işte o sırada bu mitolojik hikayede mucizevi bir olay gerçekleşir. Gökyüzünden altın postlu kanatlı bir koç çocukların öldürüleceği sırada yere iner. Öldürülmek üzere olan iki çocuğu sırtına alan altın postlu kanatlı koç geldiği gibi gider. Mitolojik hikayeye göre altın postlu kanatlı koçu gönderen Nephele adındaki bulut tanrıçası olan çocukların öz annesidir. Koçun yardımıyla kurban edilmekten kurtulan Helle ve Phriksos Gürcistan’a doğru eski adı Kolkhis olan yere doğru yola koyulurlar. Ancak Çanakkale boğazını geçerken, adı ışık ve parlak anlamına gelen kız çocuğu Helle koçun sırtından denize düşer. Phriksos, kız kardeşini arasa da bulamaz, deniz, Helle için mezar olmuştur. O günden sonra Helle’nin boğulduğu yere Hellespontos(Helle Denizi) denilmektedir. Phriksos kaçmak zorunda olduğu için yoluna devam eder ve Kolkhis’e ulaşır. Buraya varınca Zeus için altın postlu koçu kurban eder. Phriksos, koçun postunu burada bulanan ve onu misafir eder Kral İetes’e hediye eder. Kral İetes bu hediyeyi çok beğenir ve postu, kutsal sayılan ormanda bir ağaca astırarak başına postu korumak için ejderha koyar.
Şimdi gel gelelim İason’un hikayesine;
İason(Yason) tahta çıkmak için amcasının ona verdiği görevi yerine getirmek zorundadır. Gürcistan’a giderek altın potsu almak için hazırlıklara başlar. Argos adında bir gemi yaptırır. Gemide elli kürekçi olduğu için çok hızlıdır. Teselya’dan yola çıkan gemi Çanakkale, İstanbul, Karadeniz sahili, Terme derken Gürcistan’a ulaşır. Kral Aietes’ten altın kanatlı koç postunu ister ama kral ona postu vermez. İason(Yason)’a aşık olan kralın kızı Medea’nın yardımıyla İason postu alır ve kaçar. Giderken yanında Medea ve erkek kardeşi de vardır. Kral Aietes onların peşine düşer, İason ve adamlar Medea’nın erkek kardeşini parçalayıp gemiden atarlar, Kral Aietes bunu görünce onun cesedini toplamak için yavaşlar ve bu sayede İason ve adamları kaçar. Ülkesine dönen İasos, Medea ile evlenir ve mutlu mesut yaşarlar.
İşte bu hikaye içinde yer alan İason, Perşembe’deki Rumlara burada kilise yaptıklarında isim babası olmuştur ve kilisenin adı Rum kültüründe yıllardır anlatılan bu mitolojik hikayeden esinlenmiştir.

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.