Vikingler Ayasofya’da

Vikingler Ayasofya’da
Bizans dönemini araştıran tarihçiler tarafından ilk Ayasofya’nın İmparator I. Konstantinos döneminde (324-337) inşa edildiği zaman içerisinde yapılan çeşitli tadilatlar sayesinde günümüze ulaştığı belirtilmektedir. Bizans devleti zamanında kilise olarak kullanılan bu muhteşem yapı, Osmanlı Devleti döneminde cami olarak kullanılmıştır. 1935 yılından itibaren müze olan bu eseri, her yıl bir milyonu aşan turist ziyaret etmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra Türk ve Müslüman dünyası için kutsal bir mabed olan özenle camiye çevrilen bu eser hıristiyan dünyası için de son derece önemlidir.
Ayasofya’yı gezen pek çok turistin gezerken dikkatini çekmeyen bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan Ayasofya’nın ikinci katında, Hünkar mahfiline çıkılan yerdeki mermer üstündeki bazı şekillerin, kullanırken ortaya çıkmış çizikler olduğu sanılarak yıllarca gözardı edilmiştir. Vikingler Ayasofya'da Ancak yakın bir tarihte yapılan inceleme sonucunda bu şekillerin buraya bilerek kazınan bir yazı olduğu ortaya çıkmıştır.
Resimde gördüğünüz Ayasofya’da bulunan mermer üzerinde, Vikingce olarak “Halvdan buradaydı” yazdığı, yapılan araştırmada ortaya çıkmıştır. Bizans’tan kalma bir yapıda neden vikingce bir yazı yazdığı merak konusu olmuştur. Vikingler deniz ticareti ile uğraşan ve korsanlık yapan denizci bir milletti. Bu yüzden Anadolu’ya kadar gelerek ticareti faaliyette bulunmuş ve Anadolu ile ticari ilişkilerini canlı tutmaya çalışmışlardır. Hatta Vikingler, ticari bağlarını Arap ülkelerine kadar genişletmişlerdir. Arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkan, 12 asır önce yapılmış Vikinglere ait bir yüzük içindeki Allah yazısı, bunun kanıtı olarak gösterilmektedir.
Vikingler’in bilindiği üzere kökeni İskandinav ülkeleridir. Kuzey Avrupa’da 7.yüzyılda başladıkları deniz ticaretini zamanla tüm Avrupa’ya yaymış savaşçı bir milletti.
Kuzey Avrupa ülkeleri topraklarının verimsiz, ikliminin sert ve tarım yapmaya pek elverişli olmaması nedeniyle Vikingler, hem ganimet elde etmek hem de yeni yaşam alanları bulmak amacıyla güneye inmeye başladılar. Hatta Viking deniz korsanlarının Kristof Kolomb’tan çok önce Amerika kıtasını keşfettiği pek çok tarihçi tarafından kabul gören bir düşüncedir.
Vikingler 10.asırda hakimiyet alanlarını genişletmişler önce İngiltere topraklarını sonra Fransa topraklarını ele geçirip yağmalamışlardır. Fransa’yı haraca bağlayan Vikingler’in diğer bir kolu Belarus üzerinden Ukrayna’ya, oradan da Karadeniz’e ulaşarak burada deniz ticareti yapmaya başladılar ve Karadeniz kıyısına yerleştiler. Rus kelimesinin, kuzeyden gelen, anlamında olan Rhos kelimesinden geldiği ve bu konuda Vikingler’in Ruslar’ı etkilediği savunulmaktadır.
Karadeniz’e ulaşan Vikingler, ticaret ve korsanlık yaparken eski adı Konstantinopolis olan İstanbul’a geldiklerinde şehrin güzelliğinden etkilendiler. Yağma anlayışını burada da sürdürmek isteyen Vikingler Bizans’ın direnişi işe karşılaşmışlardır. Bizans’ın sahip olduğu ordunun güçlü olması, rum ateşi denilen silahı kullanmaları Viking yağmasına engel olmuştur. Bizans, Viking tehdidi karşısında farklı bir yol izleyerek Vikinglerle anlaşma yapmıştır. Yapılan ticaret anlaşması Vikingler’e ticaret serbestliği tanıyordu. Bu anlaşmaya göre Vikingler isterlerse İstanbul’da mal alıp satabilecekler ve şehri gezebileceklerdi. Yalnız Bizans yönetimi, Vikingler’e şehirde silahsız olma, sadece ticaret ve turizm amaçlı bulunma zorunluluğu getirmiştir. Her iki taraf da anlaşmanın gereğini yerine getirmiştir. Vikingler, İstanbul’a hayran kalmışlar, şehri gezip eğlenmişlerdir. Bu güzel şehre kendi dillerinde büyük şehir anlamına gelen Miklagard adını verdiler.
Vikingler savaşçı bir milletti, savaş baltaları onların simgesi, düşmanların korkulu rüyası haline gelmişti, ayrıca çok acımasızdılar. Bu özellikleri, Bizans yönetiminin dikkatini çekti, Vikingler kısa sürede Bizans ordusunun bir parçası haline geldi. Vikingler ilk kez imparator Teofilos döneminde orduya katılmıştır. Hatta zamanla imparatorun korumaları Vikingler arasından seçilmeye başlanmıştır. İmparator korumalarına vikingce; verdiği sözü tutan anlamına gelen Varangian deniliyordu. Varangianlar sık sık taht kavgaları yaşanan Bizans ülkesinde sadece imparatoru koruma görevi yerine getirerek hiçbir siyasi olayda taraf olmamıştır. Bizans topraklarında rahat yaşayan Viking nüfusu İskandinav ülkelerinden yapılan göçlerle sürekli artmıştır. Yurtlarına geri dönen Vikingler beraberinde kazandıkları Bizans altınlarını da götürmüşlerdir. Bu yüzden günümüzde İskandinav ülkelerinde yapılan bazı kazılarda Bizans altınları bulunmuştur.
Vikingler Malazgirt savaşında Bizans ordusunda yer almış, Türkler’e karşı imparatorunu korumaya çalışmıştır.
Viking askerlerinden biri olan Halvdan, İstanbul’un güzelliğini duyup buraya gelmiş, Bizans ordusunda görev yapan paralı askerdi. O da diğer Vikingler gibi İstanbul’u çok beğenmişti. İstanbul’da en çok etkilendiği mekan Ayasofya’dır. Kendisi başka dinden olsa da izlemek için girdiği bir ayin sırasında mermere Halvdan buradaydı yazısını yazdığı sanılmaktadır.
Bu bilgiler, İstanbul’un ne denli insanı etkileyen eşsiz güzelliğe sahip bir yer olduğunun kanıtıdır. Tarihte pek çok millet İstanbul’a gelip etkilenmiş, bu şehri almak istemiş, sonunda bu güzel şehir, Fatih sayesinde Türk milletine nasip olmuştur.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.