TÜRKLERDE GÖKBİLİM GEÇMİŞİ

TÜRKLERDE GÖKBİLİM GEÇMİŞİ
Rasathane olarak adlandırılan gözlemevleri ilk olarak Sümerler zamanında kullanıldığı biliniyordu. Ancak tarihte gözlemevlerinin kurum haline gelmesi İslam devletleri döneminde olmuştur. Böylece gökbilimine önem arttı ve her geçen gün gözlem evlerine bir yenisi eklendi. Hükümdar rasathane kuramla çalışmalarına destek sağladı. Yapılan gözlemler düzenli hale geldi. Maddi destek sağlayan gözlemevleri belli bir mekanda hizmet verir hale geldi. Ayrıca çeşitli araç gereçlerin geliştirilmesi, kütüphane gibi kısımlarının bulunması zamanla gözlemevlerini modern bilim yuvaları haline getirdi. gökbilim Gözlemevlerinde iş bölümleri yapılarak pek çok insana iş sahası açıldı. Kimi hesap işleriyle uğraşıyor, kimi elde edilen bilgilerin kaydını yapıyordu.
Özellikle daha iyi gözlem yapmak amacıyla pek çok alete ihtiyaç duyulması ve ilk yapılan aletlerin büyük boyutlarda olması gözlem yapmak için belirli alanlara ihtiyaç duyulmasına neden oldu. Bu zorunluluktan dolayı gözlemevleri inşa edildi. Ayrıca devlet adamları dahil pek çok kişi ve bilim adamanın gökbilimine ilgi duyması astroloji ve astronomi biliminin kısa sürede gelişmesine neden oldu. Fakat asıl amaç dakik ve tutarlı gözlemler yapmaktı. Bu gözlemler zîc adı verilen kataloglara işleniyordu. Zîcler kataloglarındaki kayıtlara göre namaz vakitleri, takvim hesaplanıyor, gerekli gözlem aletleri, iş düşüm yöntemleri ve trigonometrik bilgiler yer alıyordu.
Gökbiliminin Gelişmesine Katkı Sağlayan Tarihte Bilim Adamları
Ömer el-Hayyâm 1045-1123 yılları arasında yaşadı. Matematik ve gökbilim alanlarında önemli çalışmalar yaptı. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın İsfahan’da 1074 yılında kurduğu gözlemevinde çalışmak üzere görev aldı. Amacı yanlış olduğuna inandığı takvimi düzeltmek ve doğru bilgileri hükümdara sunmaktı. Bu çalışma sonunda mevsimlere uyum sağlayan bir takvim yapılmış ayrıca Celâleddin Takvimi düzenlenmiştir. Celâleddin Takviminin hata payı popüler olan Gregoryen takvimine göre daha azdı. Gregoryen takvimi 3330 yılda bir günlük hata yaparken Celaleddin takvimi 5 bin yılda bir günlük hata yapıyordı.
Gökbiliminin gelişmesine hizmet eden diğer bilim adamı Nasîrüddin el-Tûsî’dir. 1201 ile 1274 yıllarında yaşamış olan Nasîrüddin el-Tûsî yaptığı gökbilim çalışmaları sayesinde doğu ve batı ülkelerinde ününü duyuran bir bilim adamı haline gelmiştir. Trigonometri kitabı yazdı. Kesenler Teoremi adlı kitabı sayesinde trigonometri matematik biliminin bir parçası olarak görülerek gökbiliminden ayrıldı.
Nasîrüddin el-Tûsî’ye ait Gökbilim Tezkeresi ve daha sonraki yıllarda Kopernik’e ilham kaynağı olan Tûsî Çifti modeli onun en çok bilinen çalışmalarıdır. Fakat Nasîrüddin el-Tûsî’nin gökbilimine en önemli katkısı Merâga’da modern ve gelişmiş araçlara sahip bir gözlemevi kurması idi. Bu çalışmalarında ona İlhanlı hükümdarı Hülâgu büyük destek oldu. Yapılan gökbilim çalışmaları sayesinde İlhan’ın Zîci adlı verilen bir kayıt defteri meydana getirildi.
Gökbilimine katkı sağlayan başka bir bilim adamı da Uluğ Bey’dir. Timur’un torunu olan Uluğ Bey yaptığı çalışmalarda Timur’dan büyük destek görmüştür. Timur, özellikle Semerkant’ın bilim ve kültür merkezi haline gelmesi için ciddi çalışmalar yaptı ve gerekli maddi desteği sağladı. Bu sayede Semerkant’ta büyük bir gözlemevi inşa edildi. Burada 1394 ile 1449 yılları arasında Uluğ Bey’in yaptığı çalışmalar gökbilimin gelişmesine katkı sağladı. Uluğ Bey matematiğe de düşkün bir kişiydi. Gözlemevinde yapılan neticesinde Uluğ Bey Zîc adlı eser meydana getirildi.
Ortaçağ Avrupa’sında bu tür bilimler son derece geri kalmış iken Türk ve İslam toplumlarında gökbilimi (astronomi) hızlı bir gelişme gösterdi. Eski Yunan bilim adamlarının bilgileri ve Hint gökbilim eserleri incelendi. Yeni elde edilen bilgiler sayesinde gökbilimi çalışmaları ileri seviyelere ulaştı. Gözleme dayalı bilgiler edildi ve uygulamalı çalışmalar yapıldı. Daha dakik ve net bilgiler elde etmek, ölçümler yapmak için pek çok yeni alet geliştirildi. Bu konuda çeşitli açısal işlerde trigonometriden önemli ölçüde faydalanıldı.
Gökbilimi konusunda çalışmalar yapan bir diğer isim İbn Sînâ’dır. 980 ile 1037 yılları arasında yaşamış olan İbni Sina gökbiliminin yanı sıra tıp, matematik, felsefe, kimya ve fizik alanlarında önemli çalışmalar yapmıştır. Hemedan’da bir gözlemevi kuran İbni Sina eski bilgilerdeki yanlışlıkları düzeltmek için çalışmalar yaptı yeni gökbilimi tabloları hazırladı. Gökbilimcilerin kullandığı teodolit adı verilen aletin ilk örneğini o yaptı.
Gökbilimi alanında belki çok ses getiren çalışmalar yapmasa da Herazmi’nin matematik alanında yaptığı çalışmalar gökbiliminin gelişmesine katkı sağladı. Sıfır ile başlayan rakamları ortaya koyması, trigonometri ve matematik alanında geliştirdiği hesaplama yöntemleri gökbiliminde de kullanıldı. Hatta bazı araştırmacılar tarihte ilk defe sinüs ve kosinüsü Harezmi’nin kullandığını savunur.
Gökbilimi alanında adından söz ettiren diğer bilim adamı Beyrûnî. Biruni olarak da bilinen Beyrûnî 1030 yılında Gazne hükümdarı Mahmut’tan destek alarak hükümdarın oğluna ithafen Mesud’un Kanunu adını verdiği gökbilimle ilgili kitabı hazırladı. Bu kitapta gökbilimi ve trigonometrik hesaplamaların olduğu çember ve fonksiyonlarla dolu bilgiler bulunur. Biruni dünyanın günlük hareketi, çeşitli açısal ölçümler ve daha sonra Vernier ilkesine kaynaklık eden çalışmalar yaptı.
Son olarak 9.yüzyılda “Gökbilimin ve Göksel Hareketlerin İlkeleri” adlı kitabı yazan Fergânî‘den bahsedelim. Bu eser doğu ve batı dünyasında gökbilimi alanında el kitabı olarak uzun yıllar kullanıldı. Hatta yazar Dante, İlahi Komedya adlı eserini yazarken evrenden bahsettiği bölümleri onun eseri kaynak edinerek hazırladı.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.