Tesadüf Mü Kader Mi?

Tesadüf Mü Kader Mi?
Hayatımızda tesadüf ya da kader dediğimiz nice olaylar yaşarız. Hepsi birbirinden tuhaf ve olması imkansız gibi görünen, insanı derinden etkileyen olaylardır. Bazen dünyanın diğer ucunda en yakın arkadaşımıza rastlarız, bazen de arkadaşımızın bize aldığı hediyenin aynısını biz ona alırız. kader tesadüf Ne tuhaftır şu hayat değil mi? Bazen bizi şaşırtacak, mucizevi o kadar çok olaylar olur ki bunlar kimilerine göre tesadüf kimilerine göre kader olarak adlandırılır. Bu yazımızda sizlere insanı hayretlere düşüren gerçek bir hikaye anlatmak istiyorum. Okuyunca tesadüf mü kader mi olduğuna siz karar verin. Olay Amerika’nın San Diego eyaletinde geçiyor. Adli bir vaka olan bu olayı anlatan 1994 senesinde Amerikan Adli Tıp derneğinin başkanı olan Don Harpers Mills. Don Harpers Mills San Diego’da düzenlenen bir ödül gecesi yemeğinde yemeğe katılanların iştahını kesecek gerçek olay hakkında bilgi veriyor. Mills, olayın çok yönlü karışık bir olay olmasından dolayı izleyicilerden sabırla ve dikkatlice dinlemelerini istedi.
Kaderin ağlarını ördüğü bu olay 23 Mart 1994’te meydana gelmişti. Adli tıp uzmanları Ronald Opus adında bir kişiye ait olduğu bilinen bir cesedi inceliyordu. Uzmanlar Ronald Opus’un kafasında bulunan kurşun sonucu öldüğü sonucuna vardılar ve bunun bir cinayet vakası olduğunu belirttiler. Opus’un kafasına isabet eden tek bir kurşun onun sonu olmuştu. Ancak bu olay öyle adli tıp bölümünün bir cümle ile açıklayabileceği bir cinayet değildi. Hatta belki de bir cinayet bile değildi. Ronald Opus on katlı bir binanın çatısına çıkarak aşağı atlamıştı, atlamadan önce çatıda atladığı yere bir intihar notu bırakmıştı. Opus, umutsuz ve çaresiz kaldığı bu hayatta yaşamak istemediğini ve o yüzden intihar ettiğini yazmıştı. Yazı gerçekten onun yazısıydı ama kafasında bir de kurşun vardı. Ronald Opus on katlı binanın tepesinden atlayıp dokuzuncu kata geldiği sırada dokuzuncu katın penceresinden çıkan bir kurşun onu kafasından vurmuş ve bu kurşun sonucu Opus hayatını kaybetmişti. Opus çatıdan atlarken sekizinci katta binanın camlarını silen işçilerin çektiği güvenlik ağını görmemişti, bu yüzden Opus atladıktan birkaç saniye sonra ağa takılarak yere çakılmaktan kurtulmuştu. Opus gibi silahı çeken kişinin de bu güvenlik ağından haberi yoktu. Eğer kafasına kurşun isabet etmeseydi Opus yere düşmeyecek ve ağa takılacaktı. Yani Opus’un intihar girişimi başarılı olmayacaktı ve intihar eylemi gerçekleşmeyecekti. Ancak bir kişi intihar etmek isterse yine intihar girişiminde bulunabilirdi, tasarladığı işi eninde sonunda yine istediği gibi sonlandırabilirdi. Ancak sonuçta Opus yere çakılmadan ölmemiş, dokuzuncu kattan gelen bir kurşunla ölmüştü. Kişi kendini zaten öldüreceği için bu bir cinayet olarak görülmese de savcı elindeki delillere bakarak bunun bir cinayet vakası olarak incelenmesi için çalışma başlattı.
Silahın ateşlendiği dokuzuncu katta yaşlı bir çift oturuyordu. Silahı ateşleyen de yaşlı karısına sinirlenen yaşlı adamdı. Yaşlı adam yaşadıkları bir tartışma sonucu silahı eline almış ve birden tetiğe dokunmuştu, hatta karısına tam olarak nişan bile almamıştı, silahın ateşlenmesiyle fırlayan kurşun camdan çıkarak o sırada intihar eden Opus’un kafasına denk gelmişti. Yaşlı adam aslında karısını öldürmek istemişti ama kurşun başka bir kişiye gelmişti, her ne olursa olsun sonuçta yaşlı adam bir kişi öldürmüştü ve savcıya göre bu cinayetin sebebi yaşlı adamdı. Savcının ulaştığı delillere göre suçlu sayılması gereken kişi belliydi. Suçlu açık ve net olarak ortadaydı. Ancak yaşlı adam ve karısı silahın dolu olduğundan bile haberi yoktu. Yaşlı adam genellikle karısıyla sürekli tartıştıklarını ve ona silah çekerek korkutmayı adet edindiğini söylemişti. Karısı da aynı yönde ifade vermişti. Hatta silah hiçbir zaman dolu olmazdı. Yaşlı kadın silahın hep boş olduğunu bildiğinden kocasının tehditlerine hiç kulak asmadığını söylemişti. Adamın ne karısını öldürmeye ne de intihar eden kişiyi öldürmeye hiç niyeti yoktu. O yüzden Opus’u öldürmesi bir kaza olarak düşünülmeliydi. Peki bu silahı kim doldurmuştu? Olayı araştıran savcı yaşlı adam ve kadını doğrulayan bir delile ulaştı. Olaydan bir süre önce komşuları yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gördüğünü savcıya anlattı. İşinde sürekli başarısız olan ve girdiği her işi batıran oğlu annesinden sürekli para istiyordu, Annesi başarısız olduğu son olaydan sonra oğluna para desteğini kesmişti. Buna kızan oğlu çıkacak bir tartışmada babasının annesini vurması için böyle tezgah düzenlemişti. Oğullarını yaşlı kadını cezalandırmak istiyordu. Oğullarının yaptığı plana göre anne çıkan silahla ölecek baba da cinayetten hapse girecekti, böylece bütün mal varlığı oğullarının eline geçecekti. Bu duruma göre, intihar eden Ronald Opus cinayetinin asıl sorumlusu yaşlı çiftin oğullarıydı. Yalnız yaşlı çiftin oğullarının hesap etmediği bir olay olmuştu, yaşlı çift neredeyse 2 aydır hiç kavga etmiyordu ve bir türlü babası annesini vurmamıştı. Yaşlı çiftin parasız ve umutsuz kalan oğulları artık beklemesinin ona bir çare olmayacağını anlamıştı ve sonunda on katlı binanın tepesinden atlamaya karar vermişti. Binanın tepesinden atlayan genç, bu yaşlı çiftin oğlu Ronald Opus’tu. İki aydır beklediği tartışma tam çatıdan atlarken olmuş, bir anda silahtan çıkan kurşun tam o dokuzuncu kattan geçerken başına isabet etmişti. Sizce bu olay tesadüf mü kader mi buna siz karar verin.

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.