Şili’de Ata Adı Verilen Mumya Uzaylı Mı?

Şili’de Ata İsmi Verilen Mumya Uzaylı Mı?
Şili’de bulunan uzaylı olduğu konusunda tartışmalar yaşanan mumya hakkındaki gerçekler yapılan araştırmalar sonunda ortaya çıktı. Mumyanın uzaylı olduğunu iddia edenlerin sayısı hiç de az değildi ancak işin sırrını uzmanlar çözdü.
Güney Amerika ülkelerinden olan Şili’de 2003 senesinde bir mumya bulundu. Mumya Ata Şili 15 santimetre uzunluğunda olan son derece küçük boylu bu mumyanın uzaylı olup olmadığı yıllarca tartışıldı. Uzmanlar geçtiğimiz günlerde mumya hakkındaki araştırmalarının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Uzmanların yaptığı açıklama konuya ilgi duyanların merakını giderdi.
Olayın başlangıcı oldukça gizemli. Çünkü 2003 yılında bulunan mumya bir çanta içinde bulundu. Dünyanın neredeyse en küçük mumyası olan bu ceset kime aitti ve neden şimdilerde kullanılmayan, harabe diyebileceğimiz bir kilise içindeki bir çantada bulunuyordu. Mumyanın kafası bir koni şekline benziyordu. Görenleri hayrete düşüren bir mumya olduğu ortadaydı. Tüm bu sorularının cevabı belki kimilerine göre bir varsayım olsa da bilim adamlarına göre en mantıklı gerçek.
Bulunan mumyayı koleksiyonculuk yapan meraklı bir İspanyol zengin satın almıştı. Bu durum mumya üzerine olan ilgiyi daha da arttırdı. Hatta mumya hakkında Sirius adında bir belgesel bile yapıldı ve büyük ilgi gördü. Belgeselde yer alan bilgilerde kimileri bulunan mumyanın bir uzaylı olduğunu ve mumyanın bu konuda ciddi bir kanıt olduğunu savunurken kimi araştırmacılar ilginç komplo teorileri ortaya koymuştu.
Geçtiğimiz yıllarda bu konuda araştırma yapmak ve kesin bilgilere ulaşmak için ciddi bir araştırma ekibi kuruldu. 15 santimetre boyundaki minik mumya cesedi incelendi. Araştırmayı tamamlayan ekip ilk olarak bu mumyanın 15 haftalık bir cenine ait olduğunu belirtti.
Bu yeni bilgiler daha önceden yapılan bir araştırmanın sonucu ile çelişiyordu. California Üniversitesi, San Francisco Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi bilim adamları yaptıkları başka bir araştırmada farklı sonuçlara ulaşmıştı. Bu ekip, üzerinde araştırma yaptıkları bu küçük mumyaya “Ata” adını verdiler. Mumya üstünde derin araştırmalar yaptılar, mumyanın dna yapısı incelendi. Onlara göre Ata adlı mumya, genetik mutasyon ve değişimler geçiren 6 ila 8 yaşları arasında cüce boyutunda bir kız çocuğuna aitti. Onlara göre bu ceset 40 yıl önce ölmüş bir kızın bedeniydi. Ölen kızda bazı gen bozuklukları ve hastalıklar vardı. Bu yüzden çok küçük ve görenlerde uzaylı hissi uyandırıyordu.
Bu arada Ata ismi verilen mumyanın gerçekte 6 ya da 8 yaşına kadar yaşamış olduğu net değil. Çünkü anne karnında da bazı genetik sorunlar nedeniyle kemiklerinin hızla gelişmiş olması mümkün. Bu yüzden 8 yaşından biraz küçük bir çocuğu andıran bu mumya, aslında prematüre bir bebeğe ait olabilir.
Kaliforniya Üniversitesi’nden Sanchita Bhattacharya konu ile ilgili daha mantıklı ve net bilgiler verdi. Sanchita Bhattacharya ilk olarak Ata’nın dna yapısını tam olarak inceleme imkanı bulduklarını söylüyor. Sonuç olarak Ata’nın bedeninde 64 gen varyantı var ve bunların hemen hepsi zarar görmüş durumda. Ona göre Mumyanın bedeninde kesinlikle bir gen bozukluğu var. Bulunan genlerin 10 adedi insanın kısa boylu olmasına neden olurken 11 adet diğer bozuk gen de çift kaburgaya neden oluyor. Bu nedenle Ata’nın iskelet yapısının bozuk olduğunu ve görenleri hayrete düşürdüğünü belirtiyor.
Hatta Bhattacharya, skolyoz olarak adlandırılan omurga eğriliğinin de bu mumyada var olduğunu bunun sebebinin de bozuk genlerden kaynaklandığını açıklıyor. Bozuk genler nedeniyle kıkırdak dokuların doğru bir şekilde görevini yapmasını sağlayan kalojen, vücut tarafından istenilen düzeyde üretilemiyor ve insan vücudunda omurga eğriliği oluşuyor.
Sanchita Bhattacharya iskelet sorunlarından başka bulunan mumyada, konjenital diyafram hernisi adında bir hastalık daha var.
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Garry P. Nolan 2012 senesinden itibaren Ata’yı inceledi ve edindiği bulguları bilim dünyasıyla paylaştı. Garry P. Nolan’a göre tıp dünyasında böyle gen bozukluğu olan bir vaka ile daha önce hiç kimse karşılaşmadı. Ona göre Ata, tıp dünyasına gen bozukluklarının nelere yol açabileceği konusunda bir ışık ve kaynak oldu. Garry P. Nolan, Ata’nın genlerinin Şili’de yaşayan Chilote Kızılderililerinin genleriyle oldukça benzer bir yapıda olduğunu söylüyor. Garry P. Nolan’a göre Ata yaklaşık 40 önce doğdu ve doğduğunda ciddi rahatsızlıkları vardı, yeteri kadar beslenemeyen ve tıbbi bakım görmeyen bu çocuk bu yüzden uzun süre yaşayamadı. Aslında bu durum tam bir insanlık tradejisi çünkü dünyada pek çok çocuk halen açlık ve tıbbi imkansızlıklar yüzünden sorunlar yaşıyor ve hatta ölüyor.
Sonuç olarak Ata’nın annesi çocuğuna bakamadı, belki uzun süre bunun için uğraştı ama herkes Ata’nın dış görünüşüne şaşırıyordu ve ne yazık ki Ata ölünce bir eşya gibi alınıp satıldı ve elden ele dolaştı. Garry P. Nolan hiç vakit kaybetmeden Ata’nın bulunduğu yerde gömülmesi taraftarı ve en azından bizler, ölen bu kız çocuğu için son kez insanlık görevimizi yerine getirmeliyiz diye sözlerine ekliyor.

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.