Otuz Yıl Savaşları ve Avrupa

Otuz Yıl Savaşları ve Avrupa (1618-1648)
Orta çağın 1453 İstanbul’un Fethi ile sona ermesi Avrupa devletleri için bir dönüm noktası olmuştur. İstanbul’dan İtalya’ya kaçan bilim adamlı tüm Avrupa’da etkisi görülecek olan Rönesans hareketlerinin başlamasına zemin hazırladılar. Coğrafi keşifler ve matbaanın icadı, Avrupa’da bilim ve sanat alanında büyük yeniliklerin yaşanmasına neden oldu. Otuz Yıl Savaşları Rönesans adı verilen yeniden doğuş hareketinin ardından din alanında büyük reform gelişmeleri yaşandı. Avrupa, 17.yüzyılda ortaçağın geri kalmışlığını üzerinden atmaya çalışıyordu. Bunun için köklü değişikler şarttı. Yazarlar, bilim adamları ve aydınlar skolastik düşüncenin yıkılmasının ardından özgür düşünce ortamından yararlanarak çalışmalarına hız verdiler. Yaşanan gelişmeler siyasi hayatta da değişikliklere neden oldu. Örneğin bir tür toprak ağalığı olan derebeyliğin yıkılması 17.yüzyılda monarşi adı verilen krallık yönetimlerinin güç kazanmasına neden oldu. Coğrafi keşiklerle zenginleşen Avrupa devletleri arasında büyük bir ekonomik rekabet başladı. Sömürgecilik yarışında kendilerine avantaj sağlamak isteyen devletlerden İngiltere, İspanya, Portekiz, Hollanda ve Fransa arasında büyük bir çekişme yaşandı.
Tüm bu gelişmeler olurken dini alandaki yenilikler Avrupa’da bazı sorunlara yol açmaya başladı. Ortodoks ve Katolik mezhepleri bulunan hristiyanlık dinine reform hareketlerinden sonra Protestanlık ve Kalvenizm gibi yeni mezhepler eklendi. 16.yüzyıla fitili ateşlenen Katolik ve Protestanlar arasındaki mezhep kavgaları 17.yüzyılda daha da alevlendi. İşte mezhep savaşlarından en önemlisi Otuz Yıl Savaşları denilen savaştır.
Otuz Yıl Savaşları
Bu savaş, 1618 ile 1648 yılları arasında 30 yıl sürdüğü için bu adı almıştır. 17.yüzyıl Avrupasına damga vuran ve pek çok devleti etkileyen önemli bir savaştır. 1618 yılında Alman İmparatoru 2.Ferdinad, sahip olduğu topraklarda Protestanlık mezhebini istemiyordu. Ona göre insanlar bir mezhebe bağlı olmalıydı ve ülkede mezhep birliği sağlanmalıydı. Ancak hem Almanya’da hem de Danimarka ve İsveç gibi yerlerde, reform hareketleriyle ortaya çıkan Protestanlık mezhebine bağlı olan, çok sayıda insan vardı. 2.Ferdinand kendi ülkesindeki Protestanlara destek veren İsveç ve Danimarka’ya savaş ilan etti. Yaşanan ilk mücadele Almanya’nın lehine sonuçlandı. Ancak Almanya’nın Avrupa’da aşırı güçlenmesini istemeyen Fransızlar, Hollanda ve İsveç’e yardım kararı aldı. Aslında Fransız halkı Katolik mezhebine bağlıydı, bu nedenle Protestanlığı ortadan kaldırmayı amaçlayan bir savaşta yer almaları pek mantıklı değildi ancak Almanya’nın Avrupa’da tek otoriter güç olmasını istemeyen Fransa siyasi çıkarlarını gözeterek Almanya’nın karşısında yer aldı. Fransa’nın savaşa girmesi, güç dengesinin Almanya aleyhine değişmesine neden oldu ve II.Ferdinand’ın başında bulunduğu Almanya savaşı kaybetti. Savaş bittikten sonra yapılan Vestfalya Antlaşması ile Kutsal Roma Germen İmparatorluğu himayesinde prenslikler bağımsızlıklarını kazandılar. Antlaşmayla yarı bağımsız olan prenslikler vergi ve asker toplama konusunda Almanya’ya bağlı olacaklardı. Ayrıca Almanya’nın onayını almadan savaş yapıp yeni kanunlar koyamayacaktı. Savaşı kaybeden Almanya ve diğer devletler Vestfalya antlaşmasına göre Hollanda ve İsviçre’nin bağımsız devlet olduğunu ayrıca protestanlık ve kalvenizmin bir mezhep olduğunu kabul ettiler. Böylece bu mezheplere yaşama ve yayılma ortamı sağlandı.
Otuz Yıl Savaşları ve Vestfalya antlaşması Avrupa’da yeni bir siyasi dönemin ortaya çıkmasına neden oldu. Önceki yıllarda devletlerarasında dini yönden bir rekabet yaşanmaz hatta dini konularda devletler birbirlerine düşmanlık gütmezdi. Ancak ilk defa devletlerin siyasi ve ekonomik çıkarları dini çıkarların önüne geçmiş ve modern diplomasinin ve uluslararası ilişkilerin temelleri atılmıştır.
Otuz yıl savaşları Almanya dışında, savaşı kazanan ve kaybeden diğer devletleri de etkiledi. Savaştan mağlup ayrılan İspanya, himayesi altında bulunan Portekiz’in bağımsızlık isteğine boyun eğmek zorunda kaldı ve bağımsızlığını tanıdı. Ayrıca İspanya’nın elinde bulunan konilerden bazıları Hollanda’nın eline geçince ekonomik yönden İspanya sarsıldı.
Fransa ve İsveç savaşı kazanan tarafta yer aldığı için Almanya’dan toprak aldılar ve hakimiyet alanlarını genişlettiler. Almanya’da iç karışıklar artarken Fransa Avrupa’da güç yönünden rakipsiz hale geldi.
Otuz Yıl Savaşları İngiltere’nin başına dert açtı. İngiltere’de o yıllarda kralı istemeyen özgürlükçü bir kesim güçlenmekteydi. Hak ve özgürlükleri savunan bu kesim, Kral 1.Charles’in parlamentonun fikrini almadan Fransa ve İspanya’ya savaş açmasını protesto ettiler. Parlamento 1628’de Haklar Bildirisi adı verilen bir belge yayınlayarak kralın yetkilerini sınırlandırdı. Bu bildiriyi kabul etmeyen 1.Charles parlamentoyu kapattı ancak baskılara dayanamadı ve tekrar açtı. Yaşanan bu gelişmeler İngiltere’de bir iç savaşı tetikledi ve kral yakalanarak öldürüldü. 1.Charles’ın karşısında yer alan General Cromwell özgürlükçülerin lideriydi. Kral ölünce o başa geçti ancak kendisi de uzun süre bir diktatör gibi ülkeyi yönetmesi tepkilere neden oldu.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.