Kültürel Çatışma ve Evlilik

Kültürel Çatışma ve Evlilik
Evlilik kurumu herkesin değer verdiği, devamlı ve sürekli olması için, çiftlerin, ailelerin ve toplumun çaba gösterdiği kutsal bir müessesedir. Eğer evliliklerde çiftler arasında güven, saygı ve sevgi denilen üç temel unsur varsa bu birliktelik, uzun süreli, ömür boyu, mutluluk ve huzur içinde devam eder. Bu üç temel unsur, evliliklerde olmazsa olmazlardandır. Üç unsurun bir arada devam ettiği ailede sorunlar doğru bir şekilde özenle çözülür. Farklılıklar olsa bile ortak bir noktada anlayış içinde buluşulur. Kültürel Çatışma ve Evlilik Saygı ve güven, ilk dikkat edilecek hususlardır. Anlayış ve hoşgörü, sağlıklı bir evlilik için çiftler arasında son derece önemlidir. Her iki taraf da birbirini üstün görmemeli, eşit bir paylaşımla evlilik yürütülmelidir. Gerektiği hallerde ödün verilmeli, geri adım atılmalı kültürel sorunlar her iki tarafın da memnun kalacağı şekilde çözülmelidir. Çiftlerden biri diğerine baskın olursa ya da dışarıdan kişilerin baskısıyla kültürel sorunlar çözülmeye çalışılırsa kültürel sorunlar halledilmeden üstü örtülmüş, kapatılmış olur ve böyle durumlarda evliliklerde ileriki dönemlerinde bu sorunlar, tekrar çiftlerin karşısına çıkar. Bu yüzden sorunların çözümü ertelenmeden, üstü kapatılmadan sorunun çıktığı dönemde çözülmelidir.
Aynı kültür bölgesi içinde evlenen çiftlerde genellikle kültürel çatışma pek olmaz. Ancak yurdumuzda coğrafi yönden uzak bölgeler arasında kültürel farklılıklar keskin bir biçimde kendini göstermektedir. Farklı kültürel yapıya sahip ortamda büyüyen çiftler arasında normal olarak bazı sorunlar ortaya çıkar. Çiftlerin büyüdüğü sosyokültürel ve ekonomik ortamın farklılığı çatışmaların diğer bir sebebidir. Kuralların, yaşam tarzlarının farklı olduğu aile ortamında büyüyen çiftlerde kültürel çatışma sık sık yaşanan bir durumdur. Yıllarca alışılan kültürel değerler bir anda başka bir kültürle karşılaşınca sorunlar çıkmaya başlar. Aslında bu kültürel farklılıklar hayata katılan bir renktir. Hayatımızı hep aynı renk elbise ile tamamlayamayız, işte kültürel öğeler de böyledir. Evlendiğimiz kişi sayesinde yeni öğrendiğimiz kültürel farklılıklar bizim hayatımıza katılan bir renktir. Bütün renkleri sevmek zorunda değiliz ama insanların sevdiği renklere saygı göstermek zorundayız. Örneğin Güneydoğu Anadolu’da yaşamış bir insan acılı et yemeklerini severken, Karadenizli bir insan daha çok sulu, sebzeli yiyecekler sever ya da Egeli bir birey zeytinyağlı yemekleri daha çok tercih eder. Bu gibi farklılıklar büyütülmemesi gereken, ortak paydalarda çözüme kavuşturulabilecek meselelerdir. Günümüzde özellikle kız isteme, kına ve düğün uygulamalarında, sofra adabı konusunda, eğitim anlayışı ya da giyim tarzı gibi konularda görülen farklılıklar çiftlerin karşısına sorun olarak çıkmaktadır. Uç boyutlarda görülen farklılıkların çözümü çiftleri zorlar.
Aynı kültür yelpazesi içinde büyüyen çiftler ise daha rahattır. Bu çiftlerin hayattan beklentileri, aile ilişkileri, eğitim düzeyleri, yetişme tarzları hemen hemen aynıdır. Evlilikler daha kolay kurulur, kız isteme ya da düğün konusunda önemli bir sorun çıkmaz. Çiftlerin ailelerinin beklentileri, konuştukları konular aynıdır. Ancak, aynı kültür ortamına mensup çiftlerin evliliklerinde, hiç sorun olmaz demek, yanlış bir düşünce olur. Çünkü sonuçta birbirinden farklı iki insan bir evde buluşup hayatı paylaşıyorlar, birbirlerini tanımaları zaman alabilir. Ayrıca sevdikleri, sevmedikleri bazı şeyler ortak olmayabilir. Kadının, kadın olmasından, erkeğin, erkek olmasından kaynaklanan farklılıkların olması gayet doğaldır.
Farklı kültürlerin birleşmesiyle oluşan bir ailede sorunlar daha sık görülür ve kısa sürede büyür. Gelenek, görenekleri farklı olan çiftlerin, kız isteme ve düğün törenlerinde, daha baştan sorunlar belirmeye başlar. Kızın ailesi kendi kültürel alışkanlıklarını ön plana çıkarmak isterken, erkek tarafı kendi alışkanlıklarını uygulamak ister. Böyle çiftlerin ailelerinin beklentileri, ihtiyaçları, alışkanlıkları hatta hobileri bile birbirinden farklıdır. Bu farklılıklar zamanla ev içinde evli çiftlere yansır ve şiddetli geçimsizlik başlar. İşte böyle bir durumda sorunları çözemeyen çiftler, huzurlu, kavgasız ve mutlu bir aile düzeni için profesyonel destek almalıdır. Toplumumuzda aile mahremiyeti açısından bunu sakıncalı gören çiftlerin oranı oldukça yüksektir. Bu şekilde düşünen evlilere bazı önerilerimiz var. Eşler öncelikle birbirlerini değiştirme, üzerlerinde baskı yaratma ve kontrol etme huylarından vazgeçmeliler. Farklılıkların onlar için bir zenginlik, ayrı bir renk ve evliliklerinin tadı tuzu olduğunu anlamalılar. Evliliğin güzelliklerini yaşamaktansa birbirlerini değiştirmeye çalışan çiftler, evliliklerini yürütemezler. Çünkü böyle çiftler, eşlerini değiştirme uğraşı ve kaygısı içinde kendi kendilerini yer, bitirir.
Dünya üzerinde farklı milletlere ait değişik kültürel özellikler var. Farklı ülkelerden ve farklı kültürlerden olduğu halde evliliklerini mutlu bir şekilde yürüten pek çok eş var. Bundaki en büyük etken çiftlerin kültürel farklılıklarını kabullenmeleri ve alışkanlıklarına saygı göstermeleridir. Evlilik öncesi hayatındaki ben kavramını bırakıp, biz kavramını felsefe edinen çiftler her zaman mutlu olur. Farklı kültürel ortamlarda büyüyen çiftler, birbirlerinin gelenek ve göreneklerine saygı göstererek, aileleriyle bağlarını koparmadan, onlarla olan ilişkilerini belli bir seviye ve etkileşimde tutarak sürdürmelidir. Ancak ev içi konulara ailelerin karışması engellenmeli, eşler kendi çözüm yollarını kendileri bulmalıdır.
Bütün evliliklerin mutlu ve huzurlu bir şekilde sürmesi dileğiyle.

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.