Güney Afrika’da Vahşi Yaşam

Güney Afrika’da Vahşi Yaşam
Afrika kıtasının güneyinde bulunan, Atlas ve Hint okyanusunu birbirinden ayıran Güney Afrika özellikle vahşi yaşamı ile macera severlerin dikkatini çekmektedir. Ülkeye gelen turistlerin ilk amacı bu vahşi yaşamı görmektir. Ülkede bulunan milli parklar sayesinde yaban hayatı koruma altına alınmıştır. Ayrıca ülkede milli park statüsünde olmasa da pek çok yerde avlanma ve yaban hayatına zarar vermek kanunlar tarafından önlenmiştir. Son yıllarda dünyada pek hayvan neslinin tükenir durumda olması nedeniyle yaban hayatını korumak Güney Afrika için öncelikli amaç haline gelmiştir. Bu koruma çabasında turizmin ülkeye gelir getirmesinin önemli bir etken olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Her ne sebeple olursa olsun yaban hayatını ve doğayı koruma çabalarını takdir etmek gerekir. Güney Afrika Vahşi Yaşam
Güney Afrika milli parkları fil, gergedan, antilop, çita, bufalo ve vahşi köpekleri görmek isteyen turistler için önemli bir cazibe alanı. Doğanın sırlarını merak eden insanoğlu için Güney Afrika ilk fırsatta gidilip görülmesi gereken bir ülke. Üstelik vahşi yaşamı görmek için ülkeyi köşe bucak gezmenize gerek yok. Örneğin farklı türde pek çok yaban hayvanını içinde barındıran Kruger Milli Parkı vahşi yaşamı anlamanız açısından sizlere iyi bir kaynak. Yaklaşık 200 bin kilometrekarelik alanı bulunan Kruger milli parkı Güney Afrika’nın Milli Parklar Kurulu tarafından yönetilen en büyük milli parklarındandır. Yıllık 800 bin doğasever ziyaretçinin ilgi odağı olan milli parkta avlanmak ve doğaya herhangi bir zarar vermek kesinlikle yasaktır. Ülkenin milli gelirinin yüzde beşi turizmden sağlanmaktadır ve turizm geliri her yıl artış göstermektedir. Nadir görülen ekolojik yaşam, çevre ve doğa turizminin canlı olmasına imkan tanır. Doğa yürüyüşü yapmayı sevenler, bulunmaz fotoğraf kareleri yakalamak isteyenler, botanik hayatı tanımak, değişik kuş türlerini görmek ya da dağcılık aktivitelerine katılmak isteyenler için Güney Afrika gezilip görülmesi gereken bir ülkedir. Vahşi yaşam konusunda cennetten bir köşe olan Güney Afrika kültürünü tanımak da turistler için egzotik bir tecrübe olacaktır. Safari tutkunları ve macera severler koruma alanlarında eğlenceli vakit geçirebilir sanki canlı bir belgeselin içinde rol alıyormuş gibi hissedebilir. Bir yanınızda ormanlar kralı aslan, diğer bir yanınızda leoparlar, filler, çitalar ve gergedanların yer aldığı bir ekolojik dünyanın içinde kendinizi kaybedeceğinizi düşünüyoruz. Güney Afrika aynı zamanda eşi benzerine az rastlanan bir kuş cennetidir. Nerdeyse 900 farklı kuş çeşidine ev sahipliği yapan Güney Afrika’da, daha önce ansiklopedilerde bile görmediğiniz kanatlı hayvanları fotoğraflayabilirsiniz. Safari tutkunları için çeşitli fiyat seçeneklerinin bulunduğu safari turları ve kampları bulunuyor. Hatta kimi safari kampları lüks otel konforunu aratmıyor. Doğayla iç içe zaman geçirmek, yattığı yerden yıldızları izlemek isteyenler için safari kampları iyi bir deneyim olabilir. Üstelik az önce bahsettiğim ülkenin en eski koruma alanlarından biri olan Kruger milli parkında bile bu kamp deneyimini tadabilir, değişik kuş ve hayvanları görüp doğanın sesini duyabilirsiniz. Bu keyifli anları yaşarken park görevlilerinin bilgilendirmelerini dinleyip vahşi doğa ile ilgili ilginç bilgiler edineceksiniz. Bu arada yaban hayatının tehlikelerinden korunmak için yapılan uyarıları da mutlaka dikkate alın.
Güney Afrika’nın iki okyanusun birleştiği yerde olduğunu yazımızın başında belirtmiştik. Bu nedenle sadece kara canlılarını değil vahşi doğanın bir parçası olan deniz canlılarını da burada görmek mümkün. Örneğin okyanus kıyısında balinaları görebileceğiniz gözlem kayalıkları bulunuyor. Bu gözlem elbette sadece balinalarla sınırlı kalmayacak. Fok balıkları, penguenler ve farklı türde su kuşlarını diğer görülebilecek canlılar arasında sayılabilir. Ayrıca Hint okyanusunda selentere adı verilen denizanası ve mercanlardan oluşan canlı gruplarını da keşfetmek kendinizi bir kaşif gibi hissetmenizi sağlayacaktır. Güney Afrika’ya insanlar sadece vahşi yaşamı görmeye gelmiyor tabiki. Kimi turist yelkencilik, kimi, balık tutmak, kimi okyanusta sörf yapmak, kimi yat gezileriyle Afrika kıyılarını keşfetmek için buraya geliyor. Kıyılarda bulunan tatil kasabalarında eğlence hayatının canlı olduğunu vurgulamak isterim. Hint okyanusu kıyısında bulunan Durban şehrinin kıyı şeridi boyunca uzanan beyaz kumsalı görülmeye değer. Ayrıca Golden Mile’deki eğlenceleri, lunaparkları ve Hint pazarlarını gitmişken görün. Güney Afrika’nın üç başkentinden biri olan Cape Town, kentin hemen ardında yükselen Masa Dağı ile ünlüdür. Dağın yüksekliği bin metreyi aşmaktadır. Bu yönüyle manzara muhteşemdir. Ayrıca Cape Town Güney Afrika’nın en eski şehirlerinden biridir. Bu nedenle zengin bir tarihi ve kültürel yapı sizleri beklemekte.
Güney Afrika’da başka hangi şehirler gezilir?
Tarihi koloni dönemini zihninizde canlandıran Pietermaritzburg, yerli halkı ile görülmeye değer Bloemfontein, diğer bir başkent olan Pretoria, yıllar önce altın madeni nedeniyle insanların rağbet ettiği ve Güney Afrika ekonomisi açısından önemli olan son derece hareketli ve eğlence hayatının canlı olduğu Johannesburg görülmeye değer diğer yerler arasındadır.
Kim bilir belki bir gün yolunuz Güney Afrika’ya düşer. Bu sayede hem vahşi yaşamı hemde farklı kültürleri ve güzellikleri görme fırsatı bulursunuz.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.