Fırsatları Göremeyen İnsan

Fırsatları Göremeyen İnsan
Hayatımız boyunca pek çok sorunla karşılaşırız. Okul, iş, evlilik, çocuk derken bir ömür akıp gider. Sıkıntı ve dertlerle dolu hayatımızın büyük bölümünü bu sorunları çözmek için çareler aramakla geçiririz. Bazen öyle anlar gelir ki aradığımız çözüm tam karşımızdadır ancak biz bu fırsatı göremeyiz. Hani görmekle bakmak aynı şey değildir derler ya işte aynen öyle. Bazen karşımızda duran fırsatları baksak da göremeyiz, sanki bir akıl tutulması yaşarız, öylece bakakalırız, sonra ne olduğunu anlamadan hayata devam ederiz. fırsat ve insan Sorunları çözmek de fırsatları görmek de beceri ister. Sorunlarını çözmek için çaba sarfeden insan soruna bazen öyle odaklanır ki çözümü bulsa dahi onu göremez. İnsan bazen gözünde gözlük varken gözlüğünü arar ya işte anlatmak istediğim de bu. Fırsatları göremeyen bir insana ait küçük bir hikaye anlatarak konumu daha da pekiştirmek istiyorum.
Bundan uzun yıllar önce bulunduğu durumdan sürekli şikayet eden bir adam varmış. Ömrünü hep çalışarak geçirdiğinden didinip durduğundan, ama yalnız olduğundan, kimi kimsesi olmadığından ve mutsuz olduğundan bahsedermiş. Günün birinde sorununa çözüm bulmak için harekete geçmiş. Amacı gezip dalaşarak nerede olursa olsun gidip bir melek bulup ona dertlerini anlatmak ve ondan yardım istemekmiş. Haksızlığa uğradığı bu hayatta melekten yardım isteyerek sıkıntılarını çözmeye çalışacakmış. Daha fazla vakit kaybetmeden yollara düşmüş. Yürümeye ve bir melek aramaya koyulmuş. Bazen uzun taşlı yollardan bazen de düz ovalardan geçmiş derken dağlık ve ormanlık bir yere gelmiş. Karşısına bir kurt çıkmış ve bizim dertli adam bu kurtla sohbet etmeye başlamış. Kurt o kadar zayıf ve bitkin bir haldeymiş ki neredeyse ayakta bile zor duruyormuş. Kurt adama böyle yalnız bir halde nereye gittiğini sormuş. Adam da zavallı kurda başındaki sıkıntıları bir bir anlatmış, bir melek bulup ondan yardım isteyeceğini, uğradığı haksızlıkları düzeltmesini isteyeceğini kurda söylemiş. Bunu duyan kurt adamdan hemen yardım istemiş. Kurt, adama günlerdir aç olduğunu, bir deri bir kemik kaldığını, gece gündüz dolaştığını ancak bir türlü yiyecek bulamadığını, bir kurdun açlıktan ölüp ölemeyeceğini meleğe sormasını istemiş. Kurt da melekten derdine derman istemiş. Bizim dertli adam kurtla olan bu sohbetinden sonra tekrar yollara düşmüş. Adam bir süre daha gittikten sonra bu kez karşısına güzel bir kız çıkmış. Kız, adama böyle nereye gittiğini sormuş, adam kıza melek bulmak isteğini anlatınca güzel kız hemen adamın eline sarılmış. Ne olur benim derdime de bir çare ol demiş. Genç ve güzel olduğunu hatta zengin olduğunu ancak mutsuz bir hayat sürdüğünü melekten ne yapması gerektiğini sormasını istemiş. Adam güzel kızın dertlerini ve melekten istediklerini dinledikten sonra kıza, meleği bulunca onun için de yardım isteyeceğine söz vererek yoluna devam etmiş. Uzun bir yürümeden sonra yorulan adam bir ağacın altına uzanıp dinlenmeye karar vermiş. Ancak ne gariptir ki altına uzandığı ağaç diğer ağaçlardan farklı olarak kupkuru ve hiç yaprağı yokmuş. Her taraf yemyeşil yapraklı ağaçlarla dolu iken bu ağacın böyle olmasına çok şaşırmış. Birden bu ağaç da dile gelmiş. Adama nereye gittiğini sormuş. Meleği duyan ağaç da hemen adamdan yardım istemiş, eğer meleği bulursan ona benden de söz et, böylesine sulak, bereketli topraklar ve yemyeşil ağaçlar arasında neden yeşil yapraklara sahip olamadığını, hiçbir meyve üretemediğini ve çözümünü meleğe sormasını istemiş. Adam, kurda ve güzel kıza verdiği sözün aynısını kaderinden şikayetçi bu ağaca da vermiş ve meleği bulunca onun için de yardım isteyeceğini söyleyerek yoluna devam etmiş. Artık memleketinden çok uzak diyarlara gelen adam tam yürümekten usanmış ve umudunu kaybetmişken karşısına bir melek çıkmış. Adam meleğe hemen dertlerini anlatmaya başlamış. Sürekli çalıştığını ancak hayatın güzelliklerinden bir türlü faydalanamadığını, ondan daha az çalışan pek çok insanın bu hayatta daha zengin ve mutlu olduğunu, bu dünyanın adaletsiz ve eşit olmadığını meleğe anlatmış ve çare istemiş. Onun dertlerini dinleyen melek ona hak vermiş ve bu durumun düzeleceğini, ona zengin ve mutlu olmak için şans vereceğini söylemiş ve geldiği yoldan evine dönmesini istemiş. Bu arada adam yolda karşılaştığı kurdun, kızın ve ağacın dertlerini de meleğe anlatmış ve ondan çareler istemiş. Melek onların sıkıntılarına da çareler söyleyerek adamı geri göndermiş. Adam aynı geldiği yoldan geri dönmek için hareket geçmiş. Önce ağacı sonra kızı ve kurdu bulmayı planlamış. Bir süre yürüdükten sonra ağaca ulaşmış ve meleğin ona anlattıklarını hemen ağaca anlatmış. Ağaca, köklerinin dibinde bir sandık altın olduğunu o yüzden topraktan beslenemediğini, yapraksız ve meyvesiz kaldığını ağaca anlatmış. Bunu duyan ağaç çok sevinmiş, yıllardır bulamadığı çözümü sonunda bulan ağaç adamdan yardım isteyerek hemen altın dolu sandığı köklerinin olduğu yerden kazıp çıkarmasını istemiş. Adam bu isteği yerine getiremeyeceğini meleğin kendisine verdiği şansı görmek için bir an önce evine dönmesi gerektiğini ağaca anlatmış ve ağacı öylece bırakıp yoluna devam etmiş. Bir süre sonra adam, güzel kıza rastlamış. Onun yolunu gözleyen kız adamı görür görmez hemen derdine çare bulup bulamadığını sormuş. Adam, meleğin onun derdine de çare olduğunu da söyleyince kız hemen meleğin ne dediğini sormuş. Adam, güzel kıza eğer hayatı paylaşacak biriyle evlenirse mutlu olacağını, sıkıntılarının ve dertlerinin biteceğini söylemiş. Bu duyan kız, adama hadi o zaman evlenelim ve mutlu olalım demiş. Adam güzel kızın bu teklifini hemen reddetmiş. Zamanının olmadığını, kendisine başka bir koca bulması gerektiğini, meleğin ona verdiği şansı değerlendirmek için hemen evine dönmesi gerektiğini güzel kıza anlatmış ve yola koyulmuş. Biraz yürüdükten sonra adam, kurdun olduğu yere gelmiş. Onu karşısında gören kurt hemen sevinçle adamın yanına gelmiş. Adam yaşadıklarını kurda tüm ayrıntısıyla anlatmış ve sonra kurda acelesi olduğunu söyleyerek yoluna devam etmek istediğini söylemiş. Kurt hemen meleğin onun için ne dediğini sormuş ve öyle gitmesini söylemiş. Adam meleğin kurt için ne söylediğini tam olarak anlayamadığını, yiyecek bir aptal bulup yerse düzelebileceği gibi sözler söylediğini anlatınca kurt hemen lafa girerek ben anladım diyerek adamı yemiş.
Hayatta karşısına çıkan fırsatları göremeyen insan, bu fırsatları altın tepsi ile başkalarına sunar.

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.