Çorum’da Tarih ve Kültür Gezisi

Çorum’da Tarih ve Kültür Gezisi
Geçen yaz yolum Çorum’a düştü. İş icabı da olsa gezmek için vakit bulabileceğim bir gezi oldu. Bu yazımda sizlere Çorum ve çevresinde yer alan tarihi ve turistik yerler hakkında bilgi vermeye çalışacağım.
Çorum denilince aklıma Hitit devleti geliyor. Zira Hitit devleti Anadolu’nun en eski uygarlıklarındandır. Bu uygarlık döneminden kalan tarihi eserleri gezmek istiyorsanız Çorum’a gelmeliniz. Hitit devletinin başkenti olan Hattuşaş şehrinin bugünkü karşılığı Boğazköy’dür. Çorum Burada Hititlere ait pek çok tarihi eser bulunur. Bölgenin taş arazi yapısı ilkçağlarda taştan sağlam yapılmasına olanak tanımış ve o yıllarda yapılan bazı eserler günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. 1800’lü yılların ilk yarısında Charles Texier adlı araştırmacı Hattuşa’daki tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılması amacıyla ilk ciddi çalışmaları yapmış. Bu çalışmalar neticesinde Hititlerle Mısırlılar arasında yapılan Kadeş antlaşması yapılan arkeolojik kazılar sayesinde çıkarılmış, ancak ne yazık taş tablete kazınan tarihin bu ilk yazılı anlaşmasını burada görme fırsatım olmadı çünkü bu anlaşma İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyormuş. Burada yapılan kazı alanı Unesco tarafından koruma altına alınarak kültürel mirasa sahip çıkılmış. Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan bu yerde farklı dönemlere ait eserler de vardır. Bu sayede farklı dönemlerin Anadolu kültürü hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Boğazköy’de 1966 yılında, kazılarda çıkarılan tarihi eserlerin korunup sergilenmesi amacıyla Boğazköy Müzesi açılmıştır.
1966 yılında açılan Boğazköy Müzesi, Hattuşaş Antik Kenti’nden çıkarılan eserlerin sergilendiği, birçok dönemin kalıntılarını da bünyesinde barındırarak Anadolu tarihine tanıklık yapmaya devam etmektedir. Boğazköy’den sonra sırada Çorum Kalesi var. Ortaçağ Bizans döneminde kalma olduğu belirtilen kalenin tam olarak ne zaman inşa edildiği hakkında bir bilgi yok. Anadolu’ya Türklerin yerleşmesinden sonra kale elden geçirilmiş ve Türk mimari tarzına göre eklemeler yapılmıştır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi, Türkiye Selçuklu Devleti sultanlarından Kılıç Arslan zamanında bu kalenin yapıldığını yazar. Kale iyi bir taş işçiliğine sahip, malzeme olarak kesme ve moloz taş kullanılan kale içinde bugün halen yaşam devam etmekte. Halkın söylediğine göre kale içinde 42 ev ve bir de cami var. Tarihi Çorum kalesinden sonra rotamızda sırada Alacahöyük Tarihi Milli Parkı bulunuyor. Buranın Alca ilçesine olan uzaklığı 15 kilometre kadar. Höyük içinde bulunan tarihi kalıntıların sayısı bir hayli fazla. Alacahöyük Milli Parkı 1988 yılında milli park statüsüne kavuşmuş. Milli park alanı içinde Frig, Roma, Bizans ve Anadolu Selçuklu devleti döneminden kalan tarihi kalıntılar mevcut. Arkeolojik kazılar sonunda çıkarılan tarihi eserlerin bir kısmı Alacahöyük Müzesi’nde sergilenirken büyük bir kısmının Ankara’daki Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde sergilendiğini öğrendik.
Yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen eserlerin çoğu Alacahöyük Müzesi’nde ve Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmekteymiş. Çoruma ait bu kadar tarihi esere şimdilik yeter diyoruz ve İncesu Kanyonu’na doğru yol alıyoruz. İncesu Kanyonu’nun uzunluğu 12 kilometreyi buluyor. Kanyonu görmek için Ortaköy’ün İncesu Köyüne gitmeniz gerekiyor. Kanyon içinde Helenistik dönemden kalma olduğu söylenen su sarnıçları bulunuyor. Kanyon kendine has doğal güzelliğe sahip. İncesu Kanyonu’nun ardından şehir merkezinde bulunan Çorum Saat Kulesi’ni görmeye gidiyoruz. 1890’lı yıllarda inşa edilen 27,5 metre yüksekliğindeki saat kulesi Yedisekiz Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Aslında saat kulesini ilk gördüğümde minareye benzettim, gerçi saat kulesini gören herkes bu benzetmeyi yapıyormuş. Yapımında kesme taş kullanılan saat kulesi Çorum’un sembolü olan ve şehirle ile özdeşleşmiş bir eserdir. Saat kulesine dört cepheden de bakan saatin kaç olduğunu görsün diye dört yöne de kadran konulmuştur. Saat kulesinden sonra sırada Çorum Müzesi var. Tarihi geçmişi derin olan Çorum’da çıkarılan pek çok tarihi eser bu müzede sergilenmektedir. Özellikle Alişar, Pazarlı, Ortaköy, Boğazköy ve Alacahöyük’te çıkarılan tarihi eserlerin bazıları burada sergilenmektedir. Bu medeniyetlerden başka Roma, Bizans, Hitit ve tarih öncesi devirlere ait çevreden çıkarılan eserler de vardır. Müzedeki bulanan eserler arasında eski dönemler kullanılan baltalar, vazolar, sikkeler, mızraklar uçları ve bir de seramikler dikkatimi çekti. Müzenin Etnografya bölümünde halı, kilim gibi eşyalar ile takı, süs eşyaları ve kadın giysileri ziyaretçilerini bekliyor. Müzeden çıkışta Anadolu Selçuklu sultanlarından Alaaddin Keykubat zamanında yapılan Çorum Ulu Camisi’ne gidiyoruz. Bu cami Osmanlı döneminde padişah 4.Murat zamanında elden geçirilmiş ve yenilenmiştir. O yüzden bu cami Murad-ı Rabi Camii olarak da bilinmekte.
Son olarak Osmancık ilçesinde bulunan Koyunbaba Köprüsü’nü ziyaret ederek gezimizi tamamlıyoruz. Kızılırmak nehri üzerinde bulunan bu heybetli köprüyü görmenizi tavsiye ederim. Padişah 2.Bayezit devrinde yapılan köprünün uzunluğu 250 metredir, genişliği ise 7,5 metredir. Aslen 19 gözlü sivri kemerleri bulunan köprünün şuan 15 kemerini görmek mümkün.
Bu güzel şehirden dönerken leblebi almayı unutmayın.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.