Çok Gezen mi Çok Okuyan mı Bilir!

Çok Gezen mi Çok Okuyan mı Bilir!
Benim bu konudaki tercihim çok gezen bilir olacak. Ben hem gezip hem de okumayı sevenlerdenim. Büyükşehirlerde her gün saatlerce yol gidip işe giden ve akşam saatlerindeki trafikle boğuşup evine ulaşanların aklında hep yaşadıkları şehirden kaçıp kurtulmanın fikri vardır. Bazıları bu fikri yıllarca çevresiyle paylaşır ama bir türlü gerçekleştiremez bazı idealist ve şanslı insanlarsa bu planlarını gerçekleştirerek özgürlüğüne kavuşur. Çok Gezen mi Çok Okuyan mı Bilir Ancak yaşadığımız şehirlerden temelli göçüp gitmesek de belli süreliğine de olsa yaşadığımız ortamlardan kaçıp gidebiliriz. Bunun için ilk önce yapmanız gereken çevrenizde bulunan sizi rahatlatacak olan mekanları tespit edip bu yerleri boş vakitlerinizde ziyaret etmek, gezip görmek. Yaşadığımız her bölge, her coğrafya bize pek çok güzellik sunuyor. Ayrıca önümüze gelen fırsatları da değerlendirmek gerekir. Yapılan küçük geziler de olsa katılmayı tercih edelim. Mesela ben yaşadığım şehirde havaları olması nedeniyle teknolojiyi kullanarak kendime yeni alternatifler yaratıyorum. Gün içinde bazen interneti açıp uçak bileti bakıyorum. Her gün internette uçak bileti bakmamın sebebi çok fazla seyahat ettiğimden değil, kendimi rahatlatmak, baktığım yerlere gidemesem de hayalini kurmak, günün sıkıcı, kasvetli ve yorucu havasını bir an olsun üzerimden atmak. Buna hobi de diyebiliriz. Uçak bileti bakmak benim gün içindeki motivasyonumu arttırıyor. Tatil hayalleri kurmak bazen yaptığım kötü bir tatile göre beni daha çok rahatlatıyor. Ama bazen hiç planlarım arasında olmasa da ucuz bir bilet bulur bulmaz hemen kendimi bir seyahatin içinde buluyorum. Bir bakmışım hemen bir bilet almışım ve hafta sonu tatili için de olsa bir yerlere uçmuşum. Yorucu iş temposu içinde bir iki gün de olsa yaşadığınız ortamdan uzaklaşmak, ayrı kalmak bize biraz olsun nefes aldırır. O yüzden işimizi ya da zaman bulamamayı bahane etmeyerek kendimize fırsatlar yaratalım. Yaptığı işin bir gün biteceğini düşünen insanlardan olmayalım, işin bittiği nerede görülmüş, bir gün gelecek işimi hafifleteceğim ya da şu işler bir bitsin sonra kendime bir tatil ayarlayacağım deyip de bunu hiçbir zaman gerçekleştiremeyen, hevesleri sadece hayallerde kalan milyonlarca insan var. Hayallerimizi gerçekleştirmek bizim elimizde. Bize gerekli olan enerjiyi bulunduğumuz ortamdan ayrılarak tekrar elde edebiliriz. Bu şekilde dönemler halinde yapacağımız küçük kaçamaklar bizi bir sonraki yapacağımız geziye kadar zinde tutacaktır.
Yılın belli dönemlerinde kendine tatil zamanı ayırabilen insanlardansanız o zaman tabiî ki çok şanslısınız. Böyle bir şans bir zamanlar benim de vardı. Öyle durumlarda arkadaşlarımla arabaya atlayıp plan yapmadan, kendimizi kısıtlamadan yola çıkmak hayatın en keyifli anlarıydı. Kafa nereye biz oraya düşüncesiyle başlayan seyahatler insana sanki başka bir dünyada yaşıyormuş hissi veriyor. Hiç bilmediğiniz yeni yerlere gitmek, oraya ait değişik yiyeceklerden tatmak, doğasını, denizini görmek, o yerin kültürünü öğrenmek her şeyden önce insana değer katıyor ve siz o değeri kendinizde gördükçe dünya görüşünüz güçleniyor, hayata bakışınız hatta hayat felsefeniz değişiyor.
Gezmeyi çok seven bir arkadaşım gideceği şehir hakkında hiç araştırma yapmazmış. Öyle bodoslama şehre dalarmış, ne kalacağı oteli önceden belirler, ne de o şehrin gezilecek yerlerini bilirmiş. Bu benim çok garibime giden bir konu olduğu için ona neden böyle bir yöntem uyguladığını sordum. O da bana elime bir kitap alarak şehri gezmek bana heyecan vermiyor, daha gidip görmeden kitaplarda o yer hakkında süslü yazılar okumak hayallerimi köreltiyor demişti. Arkadaşım her gitti şehirde hemen bir esnaf lokantası bulup önce oraya ait yemekleri yiyen, yemek yerken oradaki insanlara bu şehirde ve çevrede nereler gezilir diye soran, sorarak öğrenen, sonra aldığı tavsiyeler üzerine o yerleri gezen bir insandı. Gezdiğim hiçbir yeri ben, kitaplarda öğrenmedim derdi. Gezerek, yaşayarak öğrendim derdi. Hayatın sıkıntılarını ve çıkmazlarını gittiği yerde bırakarak geri dönüyordu. O yüzden arkadaşım işinde başarılı ve aktif bir insandı, her gittiği tatilden sanki yenilenerek dönüyordu.
Tatile çıkma konusunda tereddüt yaşayan insanların en büyük sorunu yapılacak tatilin insana vereceği yorgunluk. Kim gidecek şimdi o kadar yolu deyip de kendini pek çok tatil planından vazgeçiren nice insanlar var. Aslında bu fikri üstümüzden bir atabilsek şöyle bir silkelenip yola çıkabilsek o zaman tatilin bize neler katabileceğini anlayabileceğiz hatta bulunduğumuzdan ortamdan kopar kopmaz asla geri dönmemeyi bile düşüneceğiz.
Yaptığım her gezide farklı kültürleri tanımayı kendime hedef seçtim. Gittiğim yerin kültürel özellikleri hakkında bilgi aldım, öğrendim. Türk kahvesinin değişik şekillerde nasıl yapıldığından tutun da yöresel olarak düğünlerde, eğlencelerdeki farklılıkları gördüm yaşadım. Su içinde yüzün bir şehir olan Venedik’i kitaplarda okuduğumda biraz şaşırmıştım ama bu şehri gördüğüm zamanki heyecanı anlatamam, insan bedeninden yola çıkarak anlatmaya çalışırsak; kitaplar insanın bedeni ya da iskeleti ama gezip görmek bedene can katan, kişilik kazandıran işin ruhu. İnsan başkasının anlatımından, o yere gidip o yemeği tatmadan tadını nasıl anlayabilir ki. İşte o yüzden gezip gören daha çok bilir ve hayatından tat alır.

2 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.