Çevre Felaketleri

Çevre Felaketleri
Üzerinde yaşadığımız ve yaşamaya mecbur olduğumuz dünya, her geçen gün yeni çevre felaketi ile karşı karşıya kalıyor. Gerek doğal sebepler gerekse insan kaynaklı sebepler çevre felaketlerine neden oluyor. Bunun sonucunda ortaya çıkan çevre sorunlarını çözmek için insanoğlu sürekli çaba göstererek bu sorunları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bana sorarsanız insanlar böyle duyarsız olduğu müddetçe ne çevre felaketleri biter ne de tam olarak sorunlar hallolur. Dünyanın geçmişine bakınca doğal nedenlerle çıkan felaketlerin dünyada kalıcı izler bırakmadığı ve doğanın kendisini zaman içinde onardığı görülür. Çevre Felaketleri Ancak insanın acımasızca sebep olduğu çevre felaketlerinin onarılması ve dünyanın kendine gelip toparlanması nerdeyse imkansız. Eğer insanlar dünyanın kendiliğinden eski haline gelmesini beklerlerse geçen zamanın telafisi olmayacağını görecekler ve iş işten geçtiğini anlayacaklar. Sanayileşme ve betonlaşma doğanın en büyük düşmanı, bunları yaratan ise biziz. Dünya zaten deprem, sel, tsunami gibi pek çok doğal felaketlere maruz kalırken biz de boş durmayıp insan eliyle pek çok felaket yaratmak için umarsızca herşeyi yapıyoruz. Geçmişte dünyanın başına gelmiş olan çevre felaketlerine isterseniz bir göz atalım.
Yakın tarihimizde 2.Dünya savaşına baktığımızda dünya büyük bir nükleer felaketle karşı karşıya kaldı. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan iki atom bombası yüzlerce hatta binlerce kilometre karelik bir alanı adeta yıktı geçti. Dünya, insan eliyle yaratılan büyük bir çevre felaketine tanık olduk. Ağustos 1945’te yaşanan bu olay sonucu binlerce insan hayatını kaybederken aynı zaman doğal çevreye yayılan radyasyon uzun yıllar bölgede onarılamaz bir tahribata yol açtı. Sular, bitkiler, hayvanlar ve toprak bu olaydan olumsuz etkilendi.
Türkiye’de yaşayanlar 26 Nisan 1986 günü büyük bir felaketin hemen yanı başlarında yaşandığının hemen farkına varamasalar da uzun yıllar boyunca bu felaketin etkilerini yaşadılar. Ukrayna’da meydana gelen bu olayı dünya dört gün sonra öğrendi ve hiç unutmadı. Bu olay tahmin edeceğiniz üzere Çernobil nükleer santralinin patlamasıdır. Çernobil‘ de yaşanan patlama sonucu etrafa yayılan radyasyon bütün canlı türlerini etkiledi ve uzun yıllar etkisi geçmeyecek büyük bir felakete yol açtı.
Diğer önemli bir felaket kömür havzalarında çıkan yangınlardır. Evet belki size tuhaf gelecek ama dünyanın pek çok yerinde kömür olan yerlerde yeraltında halen pek çok yangın var. Bunların bazıları insan hatası nedeniyle olurken bazıları da doğal yollardan çıkmaktadır. Örneğin Amerika, Çin, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerde yer altındaki ocaklarda kömür yangınları sürmektedir. Doğal kaynaklar içinde önemi fazla olan kömür yanıp kül olurken aynı zamanda ortaya çıkan ısı ve gazlar atmosferi olumsuz etkiliyor. Yangın bölgelerindeki toprak zehirleniyor. Uzmanlar yılda 200 milyon ton kömürün Çin’de yanıp gittiğini söylemektedir.
Türkmenistan’da bir kuyunun 1971’den beri yandığından haberiniz var mı? Rusya’nın doğalgaz araması yaptığı bir bölgede bulunan sondaj kulesi yıkılınca doğalgaz kaynağı delindi ve patlama oldu. Oluşan kuyuya sondaj kulesi gömüldü ve Türkmenistan’daki halkın Cehennem Kapısı adını verdikleri bu çukurda yangın çıktı. Yıllardır Karakum çölünde devam eden bu yangın çevreye zehirli gazların yayılmasına neden oluyor. Çevrenin sürekli ısınmasına neden olan bu kuyu aynı zamanda yanma sonucu etrafa birtakım gazların yayılmasına neden oluyor.
2006 mayısında Endonezya’nın Sidoarjo bölgesinde gaz kaynaklarında yapılan sondaj çalışmaları sırasında önemli bir çevre felaketi yaşandı. Volkan patlamasını hatırlatan patlama sonucu etraf çamurla kaplandı ve bu kazada 13 kişi yaşamını yitirdi. Etrafa fışkıran sıcak kükürtlü çamur volkanı, bilim adamlarına göre 30 yıl daha fışkırmaya devam edecek. Etrafa yayılan gaz ve kükürt doğayı mahvediyor.
Çevre felaketinin yaşandığı diğer bir yer de Amerika’da Oklahoma’ya bağlı Picher şehridir. Picher’de zengin kurşun ve çinko maden yatakları bulunmaktadır. Eskiden şehirde 20 bin civarı bir insan yaşarken şimdilerde bu sayı 25’e düşmüştür. Madenlerden yeraltı sularına ve akarsulara asitli sular karıştığı için ve nehrin suları kırmızı renkte akmaktadır. Maalesef bu durumun uzun yıllar boyunca değişmeyeceği öngörülmektedir.
Çevre felaketinin yaşandığı diğer bir yer Rusya’nın Aral Gölü’dür. Tarımda sulama nedeniyle gölün suları kullanıldığı için göl kuruma tehlikesi ile karşı karşıya. Gölde su seviyesi o kadar düştüki balıkçılıkla uğraşan kayıklar gölün tabanına batmış durumdalar.
Dünyada pek çok yerde özellikle maden ocaklarının yarattığı çevre sorunları başı çekiyor. Madenlerin yanlış işletilmesi gelişmiş denilen ülkelerde bile büyük sorun. Petrol havzalarının çevreye verdiği zararlar görmezden geliniyor. Petrol kaynaklı en büyük çevre felaketi 2010 yılında yaşandı. BP şirketine ait Meksika Körfezi’ndeki bir petrol platformunda patlama oldu. Deepwater Horizon adı verilen platformdan çevreye günlerce binlerce varil petrol yayıldı. Denizdeki canlılar zarar gördü. Petrolün denize verdiği zarar doğal hayatı onarılamaz boyutta etkiledi.
Verdiğimiz örneklerden görüldüğü üzere çevre sorunlarının ana nedeni bizleriz. Hepimiz birey olarak dünyanın geleceğinden sorumluyuz. Bu nedenle duyarsız kalmayıp yarınlara daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için sorumluluk alıp çevrenin korunması konusunda ciddi ve kalıcı önlemler almalıyız.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.